Dün akşam saatlerinde Taksim’de organize şekilde toplanan cihatçı gruplar, LeMan’da yayımlanan bir karikatürü bahane ederek derginin bulunduğu binaya taş ve sopalarla saldırdı.
Bu erkekler şeriat sloganları ve küfürler eşliğinde yakma, yıkma, öldürme tehditleri savururken, etraftaki herkesi bu nefret söylemiyle taciz ederken, polisler izlemekle ve dostane bir şekilde ‘’sakin olun’’ demekle yetindi.
Kadınlar, LGBTİ+’lar, işçiler, öğrenciler, İsrail’le ticareti kes diyenler, sermayeye karşı zeytinini savunan köylüler ve başka pek çok toplumsal kesim ‘’ben varım’’ demek, sözünü söylemek ve kendi seçtikleri biçimde yaşama hakkını savunmak için sokağa çıktığında işkenceyle, gözaltıyla, tutuklamayla cezalandırılırken; cihatçı bir grup erkek ya da cinsiyetçi küfürlerle bağıran taraftar grupları toplandığında ‘’sakinlik’’ telkin ediliyor.
Biz her gün ama her gün kadınların öldürüldüğü bir ülkede, bunun öfkesiyle, erkek şiddetine, patriyarkaya itiraz etmek için yürüdüğümüzde, daha eşit, şiddetten uzak bir düzen talep ettiğimizde İstiklal caddesi ‘’kırmızı çizgi’’ oluveriyor. İki kişinin yan yana gelmesi bile suç sayılıyor, Onur Yürüyüşü gününde kafede oturanlar dahi gözaltına alınıp üstüne tutuklanıyor. Ama gökkuşağı bayrakları açanları ışık hızıyla işkenceyle gözaltına alan polisler LeMan binasını yakacağız diyenlere ‘’arkadaşlar’’ diye sesleniyor, tevhid bayrakları açmalarına izin veriyor ve bu erkek güruhlarını mazur görüyor.
Feminist eylemlerimize yönelik her yasak kararında bozulduğu iddia edilen ‘’kamu düzeni ve toplumsal iç barış’’ erkeklerin şiddetiyle gerçek anlamda yerle bir olduğunda, ‘’infial yaratacak provokatif eylem’’ niteliğinde gerçek faşist saldırılar başladığında devletin derdi kamu düzeni değil ve tarafı net: Şiddet uygulayanların yanı.
İçişleri Bakanı attığı twit ve paylaştığı videolarla onların öfkesini meşru bulmaklar kalmıyor, körüklüyor ve adeta ‘’biz bu dergiyi yargısız infaz ettik’’ diyor. Demek ki ‘’kamu düzeni’’, kamunun değil bu saldırgan erkeklerin düzeni. Böyle bir kamuyu da düzeni de kabul etmiyoruz!
‘’Halkı kin ve düşmanlığa tahrik’’ paylaşımları yapan, kendi insanına savaş açan İçişleri Bakanı, kadınları değil katilleri kollayan, Madımak katliamının yıldönümünden bir gün önce linç girişimini gülümseyerek izleyen İstanbul Emniyeti suç işliyor. Biz bunun karşısında sinmeyeceğiz ve bu suçu işleyenlere karşı sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz!




