Bugün 25 Kasım. 1960 yılında Dominik’te Trujillo diktatörlüğüne karşı mücadele eden Patria, Minerva ve María Teresa Mirabel kardeşlerin, diktatörlüğün askerleri tarafından tecavüze uğrayıp, öldürüldükleri gün. Bu 25 Kasım’da da Mirabal kardeşleri ve mücadelelerini anarken bizler de erkek-devlet şiddetine karşı feminist isyandayız.
Yüzyıllardır erkekler hayatlarımızı baskı altında tutmak, emeğimizi sömürmek, bedenimizi, kimliğimizi denetlemek istiyor. Bunun için fiziksel, cinsel, psikolojik şiddet uygulamaktan geri durmuyor. Erkek şiddetini önleyici politikalar geliştirmeyen, cezasızlıkla ödüllendiren devlet ise; şüpheli kadın ölümleri hakkında etkin soruşturma yürütmüyor, mücadeleyle kazandığımız haklarımıza saldırıyor, bizleri aileye hapsetmeye çalışıyor. Senelerce şiddet gören, kendisini öldürmeye çalışan erkeği öldürmek zorunda kalan kadınları en yüksek cezalarla hapsediyor. Erkeklere haksız tahrik ve iyi hal indirimleri uygulamaktan geri durmayan yargı; kadınları hayatta kaldıkları, hayatlarına sahip çıktıkları için cezalandırıyor. Gözaltında, hapishanelerde, geri gönderme merkezlerinde artık rutin hale gelen çıplak arama işkencesiyle bedenlerimiz üzerinden cezalandırmaya, baskı altında tutmaya, aşağılamaya ve yıldırmaya çalışıyor. Buna alışmayacağız, sessiz kalmayacağız.
Bizler haklarımız için sokaklara çıktığımızda ise Valiliğin yasaklama kararlarıyla, kolluk gücüyle engelleniyoruz. 2018 yılından beri 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde sokaklara çıkmamız yasak!
Feministler olarak yıllardır yaşamlarımıza, haklarımıza, birbirimize sahip çıkmak için baskılara, yasaklara rağmen patriyarkayla mücadelemizi sürdürüyoruz. Çünkü biliyoruz; eşit, özgür ve şiddetten uzak bir yaşamı kurmak ancak mücadelemizle mümkün. Bu sene de feminist isyanımızla, kadın dayanışmasını büyütmek için saat 19.30’da Taksim Tünel’deyiz!

