Göçmenlere yönelen ırkçı saldırılar, pogrom girişimleri ve şoven tehditler hızla yükseliyor. Göçmenleri taciz, tecavüz, istismar ve şiddet faili olarak hedef gösteren, erkek şiddetini göçmenlere yıkarak linç gerekçesi haline getiren ikiyüzlülüğü kabul etmiyoruz. Irkçı saldırıları meşruiyet zeminine çekmek için öne sürülen erkek şiddeti ve çocuk istismarının faili herhangi bir “ırk, millet, etnik köken” değil erkeklerdir. Göçmenleri şiddet faili olarak hedef almak, her alanda kol gezen şiddeti önlemek değil şiddetten faydalanmaktır.
Biz feministler şiddeti erkeklik yerine kültüre bağlama, kendinden soyutlama, ötekine atfetme çabalarını 90’lardan, 2000’lerden çok iyi biliyoruz. “Töre cinayeti” denilerek erkek şiddeti ve kadın cinayetlerinin etnikleştirilmesine karşı çıktığımız gibi istismarın, tacizin, tecavüzün “göçmen sorunu” gibi yansıtılmasının da karşısında duruyoruz. Erkek şiddeti toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden kaynaklanır; her sınıf, ırk, millet, kültür, eğitim ve gelir seviyesinden erkek, patriyarkadan aldığı güçle kadınlara şiddet uygular.
İşsizliğin ve yoksulluğun nedeni kapitalizm, erkek şiddetinin nedeni patriyarkadır. AKP-MHP iktidarı Suriye’de Kürt düşmanı politikalarıyla cihatçı örgütleri destekleyip çatışmayı körüklerken savaş koşullarında iltica etmek zorunda kalan göçmenleri AB ile imzaladığı Geri Kabul Mutabakatı ile Türkiye’ye hapsediyor. Devlet ve sermaye işbirliği ile sömürü koşullarında güvencesiz işlerde çalıştırılan, ucuz iş gücü kaynağı olarak görülen göçmenler, sınır dışı edilme tehdidiyle en temel haklarına erişemeden yaşamlarını sürdürmeye çalışıyor. Erkek şiddetine maruz kalan göçmen kadınlar şikayetçi olduklarında işkenceye, tacize, tecavüze maruz bırakıldıkları Geri Gönderme Merkezlerine sevk ediliyor.Bu sistematik şiddet ve ayrımcılığı yok saymak, göçmenleri nefretin odağı haline getirmek, siyasi emelleri için göçmenleri araçsallaştırmaya çalışanlara hizmet etmektir. Kadınların, çocukların, LGBTİ+’ların maruz kaldığı şiddeti göçmen düşmanlığına alet etmek şiddete karşı ses çıkarmak değil, şiddet faili erkeklere cesaret vermektir.
Eşit ve adil bir yaşam nefrete, ayrımcılığa ve göçmen düşmanlığına karşı dayanışma ve mücadele ile mümkün. Herkesi bu dayanışmayı büyütmeye ve göçmenlerin yanında olmaya çağırıyoruz!
3 Temmuz 2024

