Erkekler ev içinde emeğimizi gasp ediyor. Kadınların üçte ikisi erkeklere, çocuklara veya başka aile üyelerine bakma yükümlülüğü nedeniyle ücretli çalışamıyor. Kadınlar, ücretli işlerde eşit/eşdeğer işe eşit ücret alamıyor, güvencesizliğe, sözde esnek işlere ve düşük ücretlere, kısacası yoksulluğa mahkum ediliyor. Bunların hiçbirinde adalet tartışılmazken bugün Diyanet, bir de kadınların kazanılmış nafaka ve eşit miras hakkına ‘’ilahi adalete aykırı’’ diyerek göz dikiyor. Bir devlet kurumunun, erkeklere seslenerek ‘’Kız çocuklarının Allah’ın takdir ettiği hakka razı olmaması kul hakkıdır’’ sözleriyle Medeni Kanunu ve Anayasayı ihlal etme çağrısı yapmasını, kadın düşmanlığını camilerde hutbelerle perçinlemesini kabul etmiyoruz.
Kadınlara açıkça ikinci sınıf insan muamelesi yapan Diyanet, gücünü elbette erkek egemenliğinden, laikliğin erkeklerin çıkarına aşındırılmasının devlet katında meşru sayılmasından alıyor. Kadınların erkeklerle eşit olamayacağı, yasalarda var olan, yılların mücadelesiyle kazanılmış haklarından yararlanamayacağı fikrini, bu söylemlerle camilerde örgütlemeye, biz kadınlara yasal haklarımız olduğu gerçeğini unutturmaya çalışıyor. Öte yandan, bizzat Adalet Bakanı tarafından hızlandırılmış boşanma, arabuluculuk, nafaka ve mal paylaşımının, boşanma davalarından ayrı yürütülmesi tartışmaya açılmışken, yani yıllar süren boşanma davalarında kadınları haklarından, güvencelerinden mahrum etme yolu aranırken, Diyanet’in bu açıklamasının tesadüf olmadığını biliyoruz. Bunların hepsinin, iktidarın ‘’aile yılı’’ kapsamında derinleştirmeye çalıştığı eşitsizliğin, kadın düşmanlığının, kadınları erkeklere bağımlı kılma çabasının bir parçası olduğunu biliyoruz.
Şunu da biliyoruz ki bütün bu hutbelere, kadın düşmanı söylemlere, eşitsizliği katmerleyen hamlelerinize karşı mücadelemiz bitmez. Eşit ve özgür bir yaşama olan arzumuzun sınırı bir hutbeyle çizilemez. Haklarımızdan, hayatlarımızdan vazgeçmiyoruz.



