Her gün hayatlarımız biraz daha daraltılırken kimi zaman nefessiz kalacak kadar sıkıştırıldığımızı hissediyor, kimi zaman da seçeneksiz bırakılarak alabildiğimizle yetinmeye mecbur bırakılıyoruz. Sevgi, aşk, fedakarlık adı altında bedenimiz, emeğimiz, cinselliğimiz sömürülüyor. Bizi aile içine hapseden, emeğimizi hem karşılıksız hem doğal bir görev gibi sunarak görünmez kılan patriyarka ile bu sömürüden beslenen, biz kadınları esnek, en güvencesiz ve en düşük ücretli işlere mahkum eden kapitalizmin ortaklığını görüyoruz. Bu düzen ancak hayatlarımızdan çalınanlar üzerinden devam edebiliyor.
Dünya bizim emeğimizle dönüyor ama biz her geçen gün daha da yoksullaşıyoruz. Bu yoksulluğun, biz kadınlar için şiddetten uzak, bağımsız bir hayat kurmanın önünde nasıl engel oluşturduğunu biliyoruz. Kadınlar her gün erkekler tarafından öldürülürken kazanılmış haklarımıza, bedenlerimize, emeğimize yönelik sistematik saldırılar devam ediyor. Cezasızlık politikaları ve uygulanmayan koruyucu önleyici tedbirler ile bizzat yargı eliyle erkekler cesaretlendiriliyor. Tüm bunlara rağmen şiddet gördüğü evlerden kapıyı çarpıp çıkan, kurumlara, devlete inatla sorumluluklarını hatırlatan, talep eden kadınları da biliyoruz.
Tüm bu baskı çemberinin içinde nefes alacak alanı birbirimizde, bu tahakküme karşı tek çıkış yolunu da feminizmde buluyoruz. Biz kadınlar, kendimizi bildiğimizden bu yana hayatımızın her alanında mücadele ediyoruz. Oy hakkı mücadelesi verenlerin; yoksulluğa, emek sömürüsüne karşı isyan edenlerin; kürtaj hakkı için, kadın cinayetlerine ses çıkarmak için sokakları dolduran kadınların mücadelesinden güç alıyoruz. Suriye’de, İran’da, Filistin’de bombalara karşı hayatta kalmaya, hayatı kurmaya çalışan, neoliberal kapitalist politikalara, sağcı faşist rejimlere karşı duran, eşit değerde işe eşit ücret talep eden, isyanlar çıkaran, savaşlar durduran, devrimler başlatan kadınlardan; şiddetten uzak, eşit ve özgür bir hayat kurmak için adım atan her bir kadından bizim için feminizmden başka bir yol olmadığını öğrendik. Patriyarkayı da ona karşı yürüttüğümüz feminist mücadeleyi de tarihimizden, kendi hayatlarımızdan, kadınların hikayelerinden biliyoruz. Başka bir dünya kurmanın, bu patriyarkal kapitalist düzeni kökünden değiştirmenin tek yolunun feminist mücadele olduğunu görüyoruz.
Emeğimiz, bedenimiz ve hayatımız üzerinde söz sahibi olana, feminist bir dünya kurana kadar feminist mücadelemizden de birbirimizden de vazgeçmiyoruz. Her yıl olduğu gibi bu yıl da öfkemizle, neşemizle, coşkumuzla ve bitmeyen isyanımızla 19:30’da 24. Feminist Gece Yürüyüşü’ndeyiz.
Kurtuluşumuz birbirimizde.
Kurtuluşumuz feminist mücadelede.



