Ana akım futbol tribünleri, cinsiyetçiliğin, ırkçılığın hüküm sürdüğü yerler olmaya devam ediyor. Taraftarlar bazen rakip takımı “kadınlaştırıp” cinsel şiddeti sloganlarına kattılar, her daim cinsiyetçi küfürlerle var oldular. An geldi, erkek taraftarlar ırkçı heyecanlarıyla sahalara mermi ve bıçak attılar.
Geçtiğimiz günlerde de Bursaspor’un maçında taraftar erkeklerin Leyla Zana’ya hep bir ağızdan cinsiyetçi küfür ettiğini ve kamuoyunda bu hakaretlere sahip çıkıldığını gördük. Sosyal medyada espriler yapıldı, “arkasındayız” denildi; yani bir kadına bu küfür bize aittir dediler, küfürü adeta milli gurur gibi taşıdılar. Ardından buna başka şehirlerdeki spor kulüplerinin taraftarları da katıldı. Bu oldukça tehlikeli bir dalgaya dönüşürken, her zaman dillendirdiğimiz gibi ırkçılıkla patriyarka kol kola ilerliyor.
Leyla Zana’nın, bir Kürt kadın siyasetçi olarak, barış ihtimalini konuştuğumuz, Kürt sorununun çözümüne ilişkin bir sürecin yürüdüğü bu dönemde hedef alınması tesadüf değil. Kimi çevrelerin bu sürece karşı hamlesini kadın bedeni üzerinden, bir siyasetçinin kadınlığını hedef alarak yapması ise buz gibi patriyarka. Savaşta toplumları, “düşman” addedileni “kadınlaştırmanın” nasıl silah olarak kullanıldığına, cinsiyetçiliğin ve cinsel şiddetin savaşa nasıl malzeme edildiğine Cizre’nin, Sur’un, Yüksekova’nın duvarlarından, yatak odalarının içine yapılan yazılamalardan aşinayız. Bugün de Kürtleri aşağılamak veya kışkırtmak isteyenler, bunu sembolik değeri olan bir kadın siyasetçiye, Leyla Zana’ya küfrederek yapıyor. Yani kadınlığı savaşlarına araç ediyor.
Ahlak diye başımızda sopa sallayanlar, her fırsatta kendine benzemeyene ahlaksız diyenler, bir kadına ağız dolusu küfretmeyi siyaset malzemesi haline getirmekten geri durmuyor.
Biz feministler, Leyla Zana’ya ve aslında Kürt kadınların örgütlü mücadelesine yapılan bu saldırıya karşı ses çıkarmayı önemsiyoruz. Bu sesin tüm toplumsal kesimler açısından daha yüksek çıkması gerektiğini de hatırlatıyoruz.
Bu yaşanan, suçtur. Bunu durdurmak, hem Türkiye Futbol Federasyonu’nun hem siyasetçilerin görevi. Görevinizi yapın.


