6 Şubat depremlerinin üzerinden üç yıl geçti. Kaybettiklerimizi özlemle anıyoruz. İsimlerini, yüzlerini, yarım kalan hayatlarını unutmadık. Ama sadece yas tutmuyoruz. Depremin değil, yıllardır biriken eşitsizliklerin, ihmallerin ve patriyarkal neoliberal devlet politikalarının bu enkazı yarattığını biliyoruz.
İhmalin yanı sıra eksik olan devlet koordinasyonunun insanları öldürdüğünü biliyoruz. Devletin enkaz altında kalanları kurtaramadığını, müdahale kapasitesinin yetersiz olduğunu biliyoruz.
Bu ülkede bizi ayakta tutabilecek gücün üzerimizdeki tüm baskıya rağmen mücadelemiz ve dayanışmamız olduğunu 6 Şubat vesilesiyle tekrar hatırlıyoruz.
Depremde de kadınların farklı şekillerde ezildiğine tanığız. Erkekler kamusal alanda vakit geçirirken, çadır kentlerde, ateş başlarında erkek dayanışmasını sürdürürken kadınları çadırların içine ve enkaz başında beklemeye mahkum ettiğine; hep başkalarının ihtiyaçlarıyla ilgilenmek, duygusal yükünü omuzlamak zorunda bıraktığına; yani “ev” denilen şeyin bizim için nasıl hayatı sil baştan, tüm zorluklarıyla tek başına kurma meselesine dönüştüğüne tanığız. Kadınların ve lubunyaların en güvencesiz koşullarda barınmak zorunda kaldığını, sağlık hizmetlerine ve en temel ihtiyaçlarına erişemediğini; depremde kapı eşiklerinde öldüklerini, depremden sonra ise erkek şiddetinden, cinsel şiddetten, bakım yükünden kaçacak yerlerinin olmadığını, yas tutmaya zamanları bile olmadığını unutmuyoruz.
Üç yıl geçti.
Bugün hâlâ binlerce insan çamurun içindeki konteynerlerde yaşıyor. Dev bir inşaat alanına dönen bölgede, yıkıntılar arasında uzun süre asbeste, bitmeyen toz bulutlarına maruz kaldılar. İnşaatlar ya hiç başlamadı ya da bitmedi. Kentler boşaltıldı, yaşam alanları ranta açıldı, rezerv alan denerek depremzedelerin elinde kalan bir avuç toprak, zeytin ağaçlarına göz kondu. Afet sonrası iyileşme değil, bir devlet politikası olarak yerinden etme yürütüldü. Kadınlar hâlâ yoklukla, borçla, güvencesizlikle ev kurmaya ya da konteyner idare etmeye zorlanıyor. Bakım emeği onların sırtında. Yoksulluk derinleşti, şiddet arttı, sağlık sorunları ortaya çıkacak. Sorumlular ise yargılanmadı, kamu görevlilerine yargılama izni verilmedi, müteahhitler yakalanamadı, yapılan az sayıdaki yargılamalar ya cezasızlıkla ya küçük cezalarla sonlandı.
Ne deprem ne sonrası “doğal afet”ti; tanığız, biliyoruz.






