Kapitalist patriyarkal düzenlemeler kamusal alanı bir yandan kadınlara yönelik ayrımcı süreçler ve mekanizmalarla kurarken, öte yandan kamusalın bu şekilde düzenlenmesine hane içindeki patriyarkal ilişkiler damgasını vuruyor. LGBTİ+’ların kamusal alanda görünür ve var olması da iktidarın istemediği, heteropatriyarkal politikalarla, şiddetle saldırdığı bir namakbullük. Görünmez olmamızı, hatta var olmamamızı isteyen, kendine makbul bir kamusal alan kurgusuyla bize saldıran iktidar ve politikaları, bu saldırısını insan dışı türlere de yansıtarak toplumda “katliam yasası” olarak ifade edilen yasayı uyguluyor. Saldırılar, sokak köpeklerine son birkaç yılda “başıboş” denerek bu yasa ile birlikte tamamen sokaklardan yok edilmesi tehdidiyle sürüyor.
Peki iktidarın, patriyarkal kapitalist sistemin tüm bedenleri zapturapt altına alma siyaseti olarak “evcilleştirme”ye feminist bir perspektifle nasıl bakabiliriz? Sokak hayvanlarına dönük şiddetin kendisi doğrudan “erkek şiddeti” olarak kavramsallaştırılmasa da kadına yönelik erkek şiddetiyle hangi ortak örüntülere sahip? Aile yılı ile “katliam yasası” nerede kesişiyor? Bu siyasete feminist bir müdahale nasıl olur; feminist politikamızı, sözümüzü nasıl kurarız?
Evcilleştirme siyasetine feminist bir çerçeveden yaklaşacağımız etkinlikte tüm bunları Özlem Güçlü’yle birlikte tartışacağız.





