Feministler* bunu tam 11 yıl önce, Haziran 2014’te söylediler. O zaman da, artık alıştırıldığımız şekliyle bir torba yasa kapsamında TCK düzenlemesi getirilmiş, cinsel suçlarda cezaların artırıldığı söylenmişti. O zamanlar kadınlara ve çocuklara karşı cinsel suçlar gibi çok temel bir konunun muhataplarıyla hiç tartışılmadan torba yasa yöntemiyle getirilmesi de itiraz konusuydu. Aradan geçen 10 yılda torba yasa dışında bir yasa yapım yöntemi bırakılmadı. O zaman da yasada yapılan kategorik ayrımların çocuklara yönelik tacizde tam tersine cezayı düşürdüğü söylenmişti. Son 10 yılda gündeme getirilen her ceza artırımında benzer bir şey söyledik: Cezayı artırmak çözüm olsaydı, bu 10 yılda kadınlara ve çocuklara yönelik erkek şiddeti azalır, failler cezasız kalmaz, kadınlar onlarca uzaklaştırma kararına ve suç duyurularına rağmen göz göre göre öldürülmezdi. Bugün de yine ve yeniden bir yargı paketi var karşımızda. 10. yargı paketi de “kadına yönelik şiddette cezasızlık algısını” ortadan kaldırmayı amaçladığını iddia ederek Noterlik Kanunu’ndan TCK’ya, İnfaz Kanunu’na bir torba dolusu kanunu düzenleniyor. 10 yıl önce İstanbul Feminist Kolektif’in söylediği gibi bugün hâlâ “Sözde ceza artırımları ile, yargı paketlerinde, torba yasalarda, kadınlara ve çocuklara karşı suçların vitrin olarak kullanılmasına” itiraz ediyoruz. Feminist mücadelede insan haklarını yok sayan bir perspektif benimsemeyen bizler, ceza artırımının bir adalet aracı olmadığını, cezasızlığı da asla ortadan kaldırmadığını, tam tersine derinleştirdiğini hatırlatıyoruz.
Bugün karşımızda olan yargı paketi, örneğin cezası 13 yıldan 20 yıla olan kasten öldürmeye teşebbüsün 14 yıldan 21 yıla çıkarılmasıyla önlenebileceğine, o bir yıllık ceza farkının erkekleri kadınları öldürmekten alıkoyacağına inanmamızı mı istiyor gerçekten? Ya da kasten yaralama suçuna bir 6 ay ekleyerek mi kadınlar korunacak? Ceza üst sınırı 1 yıldan 1,5 yıla çıkarıldı diye erkekler kadınları yaralamaktan mı vazgeçecek? O aradaki birkaç aydan ötürü mü önlenemiyordu şiddet? Bir yandan erkek şiddetinin kaynağı olan, erkeklerin kadınlara, LGBTİ+lara, çocuklara şiddet uygulamasını meşru kılan toplumsal cinsiyet eşitsizliğini ortadan kaldırmayı hiç hedef edinmeyip -hatta tam tersine bunun bahsini bile yasaklayıp- öte yandan ‘bir yıl fazla ceza verdik’ diyerek şiddeti önleyeceğini iddia edenlere keşke gülebilsek. Keşke hakkında dalga geçer gibi yasa yaptıkları konu hayatlarımız, can güvenliğimiz olmasa.
Bugün de bir yandan ceza artırımı adı altında erkek şiddetine yönelik cezasızlık bir yandan toplumsal cinsiyet eşitliğini kriminalize etme yaklaşımı sürdürülüyor. Hasta tutsakları, siyaset yaptıkları, iktidarı eleştirdikleri için rehin tutulanları özgür bırakacak bir adım atılmıyor. Üstüne iki yıl altındaki tüm “suçlara” aynı muamele yapılarak sokakta basın açıklaması yapanı tutuklamanın zemini, kadına yönelik şiddeti önleme bahanesiyle oluşturuluyor. Sokağa çıkmak, eylem yapmak, protesto etmek gibi eylemler kriminalize edilmeye çalışılırken, kadınlara, çocuklara yönelik sistematik erkek şiddetinden kaynaklanan suçlar genelgeçer suç kapsamı içinde eritiliyor. Bir erkeğin sokakta kavgada başka bir erkeği tehdit etmesiyle örneğin aynı evde yaşadığı ya da boşandığı kadını ölümle tehdit etmesinin ne kaynağı ne sonuçları aynı, ama aynı suç kapsamında ele alınıyor.
“Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının güçlendirilmesi, öngörülebilir bir adalet sisteminin oluşturulması, hukuki güvenliğin kuvvetlendirilmesi” gibi gerekçeler öne sürülerek getirilen bu paket, ne siyasi tutsaklara yönelik son derece adaletsiz infaz rejimini ortadan kaldırıyor, ne hasta tutsakların özgürlüğüne kavuşmasını sağlıyor, ne erkek şiddetini önlüyor ne barışa dair bir adım içeriyor. Şiddetin her türlüsüne sıfır tolerans ile yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığını sağlayacağı iddia edilen bu infaz paketi, hukuktan bahsedemediğimiz Türkiye’de, erkek şiddetini önlemekten aciz, adaletsizliği derinleştirecek bir öneridir. Ne yazık ki yıllar önce feministlerin çok benzer iddialarla mücadele ettiği gibi bugün yine bu infaz paketini hazırlayan patriyarkal, saldırgan politikanın karşısında olacağız.
*Şiddete Son Platformu’nun Haziran 2014 tarihli açıklaması için:https://morcati.org.tr/haberler/herkesi-uyariyoruz-tck-tasarisi-sozde-ceza-artirimi-ozde-ise-suclulara-cezasizlik-getiriyor/.
İstanbul Feminist Kolektif’in sosyal medya eylemi için: https://kaosgl.org/haber/feministlerden-lsquocinsel-saldirirsquo-tasarisina-tepki





